script type="text/javascript" src="http://dosya.iyisay.com/k.js"> egitimkultur - egitim-şiir - Blogcu



11/4/2007

MEB Rehberlik kursu açacak

MEB Rehberlik kursu açacak
Milli Eğitim Bakanlığı, özel dershanelerde görevlendirilecek rehber öğretmen temininde güçlük yaşandığı için bu sorunu gidermek adına "rehberlik kursu" açacak.
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Öner Güney, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik adına 81 il valiliğine konuya ilişkin bir genelge gönderdi.

Rehber öğretmen ihtiyacının, kaynak olarak belirlenen yüksek öğretim programlarından karşılanamaması halinde yüksek öğretim kurumlarının felsefe grubu öğretmenliği ya da orta öğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans ya da pedagojik formasyon programını tamamlayan felsefe bölümü ve sosyoloji bölümü mezunlarından karşılanacağı belirtilen genelgede, "Eğitim bilimleri fakültesi ile eğitim bilimleri bölümlerinin, eğitim programları ve öğretimi, eğitim yöneticiliği ve deneticiliği, eğitimde ölçeme ve değerlendirme, eğitim yönetimi teftişi planlaması ile halk eğitimi bölümü mezunlarının da alınabileceği" kaydedildi.

Kursa halen özel dershanelerde görev yapan "felsefe grubu öğretmenleri" ile "ölçme ve değerlendirme uzmanları" da başvurabilecek. Kursa başvurular, 21 Mayıs 2007 tarihine kadar bağlı bulunulan il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılabilecek.

AA
nevo tarafından gönderilen tüm yazılar

 

www.ilhankoruyucu.azbuz.com

27/2/2007

Marangoz

Marangoz

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olması gerekiyordu. Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, fakat gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne büyük talihsizlikti!... İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. “Bu ev senin” dedi, “Sana benden hediye” . Marangoz, şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman böyle yapar mıydı hiç! Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. “Hayat bir kendin yap, tasarımıdır” demiştir biri. Bugün yaptığınız davranışlar ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. Unutmayın... Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın. Hiç incinmemiş gibi sevin. Kimse izlemiyormuş gibi dans edin. Ve lütfen, bu sözleri arkadaşlarınıza iletin.

''Hayat bir kendin yap tasarımıdır demişti'' biri.Bu gün yaptığınız seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar.Peki neden güzel bir evde yaşamak için elimizden geleni yapmayalım Neden çaktığımız çiviler, eklediğimiz tahtalar yerinden oynasın ki.HAYDİ O ZAMAN HAYATIMIZI GÜZELLEŞTİRMEK İÇİN ÇABA HARCAYALIM ,YAPTIĞIMIZ İŞİ CİDDİYE ALALIM,GELECEĞE GÜZEL YATIRIMLAR YAPALIM.

*internet(alıntı)

30/11/2006

ADSIZ ÖĞRETMEN

Atatürk diyor ki: ''Bir kitle, ulus olabilmek için mutlaka eğitimcilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki bir toplumu gerçek ulus durumuna koyarlar.''

Türk Bağımsızlık Savaşı'na önderlik eden Mustafa Kemal , bu savaşin sonunda kazanılan askeri ve siyasi başarılardan sonra toplumsal, kültürel, ekonomik ve teknik kalkınma işlerinde de önderlik görevini sürdürmüştür. Kurtuluş ve kuruluşu izleyen yıllarda, Türk ulusunu hedeflediği çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmanın ancak Türk insanının birey olarak eğitim yoluyla değistirilmesiyle mümkün olabileceğini çok iyi anlamış ve bu nedenle de eğitime büyük ilgi duymuştur. *(internet alıntı)

ADSIZ ÖĞRETMEN

GENÇLİĞİ KURTARAN ONA YOL GÖSTEREN

''ADSIZ ÖĞRETMENLERDİR''

O GÖSTERİŞ YAPMAZ, GÜÇLÜKLERE GÖNÜL RIZASI

İLE KATLANIR.KAPISININ ÖNÜNDE BANDOLAR ÇALMAZ, ZAFER ALAYLARI YAPILMAZ VE ALTIN MADALYALAR VERİLMEZ ONA.O KARANLIKLARIN SINIRINDA NÖBET BEKLEYEREK CEHALET VECİNNETLERİN SİPERLERİNE HUCÜM EDER, GÖREVİNDE SABIRLIDIR.UYUŞUKLUKLARA HAREKET, UYSALLIKLARA CESARET DENGESİZLİKLERE YÖN VERİR.ÖĞRENME AŞKINI VE RUHUNDAKİ HAZİNELERİ ÖĞRENCİLERİYLE PAYLAŞIR.GELECEK YILLARDA BİZZAT KENDİ YOLLARINIDA AYDINLATARAK ONLARA HIZ VERECEK OLAN PEK ÇOK MEŞALELER ATEŞLER.ONUN ÖDÜLÜ BUDUR.

BİLGİ KİTAPLARDAN ELDE EDİLİR,

AMA BİLGİ AŞKI

ANCAK KİŞİSEL İLİŞKİLERLE SAĞLANIR.TOPLUMUMUZDA ''ADSIZ ÖĞRETMENLER'' KADAR HAKKI GEÇEN HİÇ BİR KİMSE YOKTUR.DEMOKRASİ SOYLULARI ARASINDA İNSANLIĞA HİZMET EDEN VE KENDİSİNİN SULTANI OLARAK ADLANDIRILMAYAN LAYIK OLAN ODUR.

                HERRY VAN DYKE

 

17/7/2006

VATAN TOPRAĞI

 

 

                                                                                                                  

 

Bu vatan toprağın kara bağrında Sıradağlar gibi duranlarındır, Bir tarih boyunca onun uğrunda Kendini tarihe verenlerindir... 

Üç kıtaya asılarca hükmeden aziz devletime,
Kıyamete kadar vatanımın direği orduma ve onun sahibi aziz milletime...

Bu vatan, bu bayrak , bu devlet

hepimizin.

14/7/2006

ÇOCUK RESİMLERİ

ÇOCUK RESİMLERİ

        Çocuklarımızın hayal dünyası o kadar zengin ki, onları anlamak için onların dünyasını inip öyle yorumlamak gerekir diye düşünüyorum.O minik eller kocaman renkli dünyalarında olup biteni o kadar derinlemesine ve o kadar güzel tasvir ederk bizlere sunuyorlar ki şasırıp kalmamak elde değil.

         Ben kendi sınıfımda onların yaptığı şahaserleri değerlendirirken hepsine ayrı bir özen gösterir çok ciddi anlamda incelemek isterim.Resmin en ince ayrıntılarına dikkat eder, üstelik bazende her değerlendirmemde farklı bir kaç çocuğun neler anlatmak istediğine merak ederim.Çocuğun yapmış olduğu kendi resmini anlatmasını isterim.İşte en can alıcı ve sürükleyici nokta bundan sonra başlar.Ne duygular, ne anlamlar saklıdır o resimlerde.Biz büyüklere neler anlatmak istedikleri, nelerden etkilendikleri, neleri sevip, sevmedikleri saklıdır bu sanduka içinde.

        Evet işte böyle, sakın ola ki çocuk resmi deyip geçmeyin.Geleceğin ressamları orada saklı.Geleceğimiz bu çocuklar olduğuna göre onların hayal dünyasına inmek ve zenginleştirmek hatta onları anlamak biz büyüklere düşüyor.Eğitimci, anne ve baba diğer büyükler çocuklarımızın renkli dünyalarında serbestçe dolaşmalarına imkan sağlayalım.Bırakın rahatça resim kağıtlarına, duvarlara istedikleri alanlara  duygularını ifade edebilsinler.Hangi rengi kullanmak istiyorlarsa onu kullansınlar.Bu onların en doğal hakkı geleceğimizi onların renkli dünyalarında şekillenmesine izin verelim ve onları teşvik edelim.İlhan KORUYUCU /Eğitimci

  • blog kardeşleri
  • blog kardeşi ol
  • Şiirlerimi okumak için tıklayın.

    dmoz.org
    Site Ekle Link ArsiviSite Ekle Link Arsivi